Olmaya Bırakılmış
- aksaliha
- 23 Tem 2023
- 2 dakikada okunur
Selam millet,
Buraya eskisi kadar gelemiyorum çünkü hayatımda bir sürü şey gibi de burası da ''olmaya bırakılmış'' bir halde bekliyor. Durmak konuşmalarımda çokta yer ederken zihnimde ve eylemlerimde durmadan koşan bir hayat var bu sıralar. Bu uzunca bir süre böyle de gidecek gibi görünmekte...
Yine de böylece burada kendimce şeylerden bahsetmek iyi...:)
Olmaya bırakılmış Heidegger'in kavramı. Benim değil :)
-Off yapma gece gece Heidegger falan kim okuyacak?
- Analiz etmek değil amacım, üstelik ben de pek o kafada değilim. Sadece hayatlarımızı bu sıralar böyle hissediyorum. Hani hepimiz birbirimizin birer yansıması falan ya..
- Tamam tamam :)
Gerçekten böyle hissediyorum. Derin felsefe pek konuşamadığım, duramadığım zamanlar. Hani her şeyi bilip pratiğe dökememe aşamamız var ya. Her şeyin hemen hallolması gerekiyor ve her seferinde kendimizi ıskalıyoruz.
Neyse:) (Ben yazarken bu arada hem yazıyla hem kendimle konuşuyorum gülücük emojisi olan yerlerde gerçekten gülümsüyorum. )
Bu arada olmaya bırakılmış hal Venüs retrosunun bir hali ama şimdi retroyu da hiç anlatasım yok. Zaten benim en karmaşık bulduğum bir retro bu. Bu retro daha çok tamamlanmayanları daha çok tamamlamak, daha önce denenmişleri daha tecrübeli bir formda dönüştürerek yeniden deneyimlemek aslında da. Genel hali böyle. Haftalık burç yorumu vermeyen kaliteli astroloji keyifli bir şey bu arada ama yine de sevdiğim bir cümle var. ''Gökyüzü uyuyan insana hükmeder, uyanan insan ise Dünya'ya!'' Hangimiz gün içinde defalarca uykuda gezmiyoruz ki? Hepimiz anlık enerjilerle daha yüksek olanın enerjisinde uykuya kapılabiliyoruz ansızın ama zaten hayat da belki böyle daha keyiflidir.
İkinci neysemi diyip cidden Heidegger kavramından bahsetmek istiyorum biraz. Heidegger olmaya bırakılmış kavramıyla aslında şunu anlatmaya çalışıyor. ''Her şeyi olduğu gibi bırakarak'' idrak etme kavramından bahsediyor aslında. Off girmeyeceğim dedim ama yemin ederim Venüs retro bunu anlatmaya çalışıyor. Eylül ayına kadar bunu söyleyecek. Aslında her şeyi olduğu gibi zihnin bir tür esenlik meselesi. Yani bunu da Eric Fromm şöyle anlatıyor. Esenlik meselesi aklın tam gelişmiş olduğu duruma ulaşmış olan hali. Akıl salt zihinsel muhakeme anlamında değil hakikati görmek için olayları aslında her şeyi''olduğu gibi '' bırakarak idrak etme kabiliyeti.
Olmaya bırakılmış hale çok ihtiyacımız var ancak zihnimizde her şeyi o kadar zorlamaya mecburuz ki çünkü tanımlamazsak ölürüz.
-Zihni zorla!
-Sonra kendini zorla!
-Sonra eylemlerini zorla!
-Sonra çevrendeki insanları zorla!
Olmaya bırakılmış mutlak özgür bir yanı var ve buna ulaşmaya zaten Nirvana deniyor ama çok fazlamız her an Samsara denilen o zihnin boşluklarını doldurmak için kendimizden olay yaratmaya müsait...
Çok uzatmayacağım ama şunu eklemek istediğim zamanlardayım.
İnsanla ve doğayla duygusal açıdan tam olarak ilgili olmak, ayrılık ve yabancılaşmayı yenmek, var olan her şeyle birlik duygusuna erişmektir. Tam olarak doğmuş olmak kişinin potansiyelindeki kişi haline gelmesidir diyor Erich Fromm.
Ne zaman kendimi bir şeyden üstün görsem, ne zaman kendimi bir şeyden aşağıda görsem, yani ne zaman yüksek ve alçak zaman döngülerine girsem tokat gibi yüzüme çarpan doğadan ve insanlardan ayrılık ve yabancılaşma korkusuyla yüzleşirim. Ve bu korkuyu yüksek sesle söylediğim her an kaybolup gider.
Ve evet !
Budizm, tasavvuf, tüm dinler, tüm düşünürler hep bu felsefeyi özünde anlatır. İnandığın şeyin tanımına takılma, içeriğe bak. Olmaya bırak ki idrak et iyice...
Venüs retrosu bunu diyor işte '' Olmaya bırak ki idrak et iyice.''
Bitmeyen, kapanmayan her döngü kendini tekrarlamaya muhtaç. Biz farkedip artık o geçmişte yaptıklarımızı yapmadığımızda o döngüyü kapatmış olacağız.
Keyifle oku, sayın okur. :)



Yorumlar